Acı Otobanlarında Son Sürat

Hızla oturduğun yerden kalkıp Cem’in arkasından koşarak ona yetişiyorsun ve onunla birlikte cafeden çıkıyorsun ama kısa süren bir kararsızlığın ardından ters yönlere doğru ilerliyorsunuz! Neyse ki otobüs erkenden geliveriyor ve sen de duyduklarının perişan ettiği bedenini hemencecik eve atıveriyorsun! Eve girer girmez kendini yatağa bırakıyorsun ve tavana bakarak düşünmeye başlıyorsun! Tek istediğin Cem’in söylediklerine bir anlam vermek ama olmuyor! Olmuyor! Olmuyor!
   

Dâhilik, Delilik ve Uyanış

Dinleyin; ben size masal değil, gerçekleri getirdim. Bu seher vakti, sorulmamış tüm sorularınıza yanıtlar buldum ve bilgelik ülkemi sevginin sonsuz topraklarına kurdum! Size defalarca pazarlanan yalanları unutun artık! Çünkü ben size gerçeklerden bahsediyorum. Sormadığınız, sormaya deliler gibi korktuğunuz soruları bir şamar gibi vuruyorum yüzünüze ve birer yanıt veriyorum her birinize. Biliyorum, yüzümdeki inancı hanginiz görse, suratıma kan tükürecek! Hanginiz duysa sözlerimi, benden deliler gibi nefret edecek! Çünkü ben sizin bucak bucak kaçtığınız gerçekleri doldurdum kucaklarıma ve size armağan ediyorum şimdi kirlenmiş gerçeğinizi!
   

Felsefenin Başladığı Yer

Açılan kapıların peşi sıra oku! Aynı anda açılınca Yedi Kapı, açılacak önünde evrenin tüm sırları!

Yedi semâdan yedi ışık inince tüm melekler secdeye duracak senin önünde! Ne zaman kalacak o gece ne de herhangi bir günah dokunabilecek tenine!

Yedi kapı açılacak önünde! Yedi ayrı fırtına savuracak saçlarını! Dumanlar arasında büyük bir fırtına durmadan akacak bakışlarının arasına! Oku! Oku ki; açılsın artık kapılar o fırtınaya!

   

Eğitim Hapishanesi

Bu düzen eğitim denen hapishane ile besler sahiplerini; köle gerek efendilere, düşünmeyen insanlar gerek!

Çekip alırlar bir sabah vakti tüm çocukları sıcacık yataklarından, sıcacık düşlerinden ve sıcacık umutlarından! O sabah, kimisi annesinin ellerine yapışıp ağlar korkudan, kimisi ahmakça bir sevinçle çırpınır! Hepsinin üzerinde aynı kıyafetler vardır; ‘önlük’ derler bu kefene burada, üniforma derler bazen, ve böylece ‘herkesin aynı olması gerektiğini’ daha ilk günden öğretmeye başlar düzen!

   

Paranın Yükselişi Ve İnsanlığın Çöküşü

Para modernleşmeyi emretti; herkes modernleşme yalanına kapılıp, cehalete sürüklendi. Onlara göre modernleşmek, eski olan her şeye savaş açmaktı! İnandıkları tüm değerleri, kirli bir çamaşır gibi çıkarıp atmaktı ve modernleşmeydi giydikleri yeni kıyafetin adı; ah, zavallılar, biz hâlâ kefen deriz oysa süslü bir kıyafet gibi giyindikleri bu günaha!

Modernleşmek, onlar için tüm değerleri yıkmaktı, bir anda yakmaktı yüzlerce yıllık ormanları! Bilemezlerdi ‘1500 yıllık bir çöl kitabı’ diyerek burun kıvırdıkları kitabın tüm evrenin sırrını barındırdığını ve onu anlasalardı, tüm mutluluğa sahip olacaklarını!

   

Sürünün Kuralları

Sürü der ki: ‘ Biz kendi kendimizi yönetemeyecek kadar aciz yaratıklarız, bizleri yönetmek için birileri gerek!’ Böyle der de sürü sevinir bu acınacak duruma! ‘Eskiden,’ der sürünün yaşlıca üyeleri, ‘krallar ve zalim hükümdarlar yönetirdi bizleri; şimdi ne mutlu ki kendimiz seçmekteyiz bizleri yönetenleri!’

Koyunlar kendi başlarına yaşayamazlar, bir çoban gereklidir onlara: korunmak için kurtlardan! Ve bir çoban gözetir onları, ama büyük bir gerçek vardır ortada! Ne kadar cahil olursa olsun bir çoban, elbette üstündür tüm koyunlardan! Kurt saldırırsa sürüye, hemen koşup yardım çağırır ve kurtarır koyunların hayatlarını böylelikle!

   

Kurtları Korkutan Kuzular

Nedir kurt yapan kurdu ve kuzuyu kuzu yapan ne?! Doğrusu, kuzular ruhlarını çıkarıp katılmıştır sürüye ve boyun eğmişlerdir çobanların her emrine: çünkü aklı yoktur ruhunu unutanın, onu Yaradan yüce Rabb’i unutanın aklı yoktur! Kurtlarsa, en büyük nimet bilirler akıllarını ve bilgelikleri ile beslerler ruhlarını! Diktir bu yüzden boyunları; dağlarda yalnız gezerler de, sürüye itaat etmeye yanaşmaz asaletleri! Bilir sürü: en büyük tehlikedir kurtlar varlıkları için! Güçlüdür kurtlar, asildir, asaletleri yaradılıştan değil sahip oldukları bilgidendir! Asillikleri asimile edilemeyecek bir asiliğe yol açar; açlıktan ölürler de yine de kabullenmezler ot yemeyi!
   

Sayfa 4 / 4