Paranın Yükselişi Ve İnsanlığın Çöküşü

«Paranın yükselişi ile başlamıştır insanlığın çöküşü! ‘Yeni Dünya Düzeni’ derler, insanların bir davar sürüsü gibi itaat ettikleri bu rezilliğe! Peki, şimdi sorarım size: nedir yeni olan bu düzende?

Yeni olan, insanın sıyrılmasıdır insanlığından ve insan postuna bürünmüş aciz bir hayvana dönmesidir!

Yeni olan, insanın, kendisini yaratanı unutması ve böylece dipsiz bir bataklığa saplanmasıdır!   

Paradır; bu dipsiz ve leş kokan bataklığın kısa adı! Evet, para tek tanrısıdır bu tanrıtanımaz düzenin!

Borsa derler, gözü dönmüş insanların, toplu halde günde iki vakit ayin yaptıkları modern mabede! Banka hesaplarıdır artık herkes için tek önemli olan; altındır, petroldür, maldır, mülktür! Yani ortada ’para’ diye bir tanrı var; fakat ne kadar da zavallı bir tanrıdır bu, kendisine yalnızca şerefsizler tapar!

Evet, dini yoktur paranın ve ona tapanların, imanı yoktur; bir gün Hıristiyan maskesi takmışsa suratına, ertesi gün Müslüman olarak çıkarlar karşına! Paraya tapanlar, nerede daha fazla çıkarları varsa, tezgâhlarını oraya kurarlar! Paralarını çoğaltmak için imanı bile sömürürler!  

Onların samimiyetsiz imanlarının kiri ile sıvanmış uzun sakallarında zehirli örümcekler cirit atar; düşürmezler bir an olsun dillerinden Allah’ın adını! Sanırsın ki onlar değildir ceplerine avuç avuç şeytan pisliği dolduran! Şeytan pisliği dediğim ribâ, şeytan pisliği dediğim onların banka kasalarındaki kirli para!

Paraya hükmeden, tüm insanlara hükmeder artık! Bu yüzdendir bu değersiz kâğıt parçalarının peşindeki bitmek bilmez koşuşturmaca! Evet, gerçekten de çoğalmıştır artık paranın satın alabilecekleri: namus satılır artık, aşk satılır, inançlar ve umutlar değersiz mallar gibi pazarlanır!

Evet, Dünya kurulduğundan beri, hiç bu kadar önem vermedi insanlar maddeye; paraya ve onun satın alabileceklerine!

Hiç benzemedi insanlar davar sürülerine ve hiç bu kadar pislik bulaşmadı insanoğlunun yüzüne!

Evet, paraya, yani o değersiz kâğıt parçasına tapmaya başladı insanlık! Öyle ki; ‘Cennette Dolar geçecek!’ bile sanmaya başladılar artık! Şimdi diz karşına böyle sanan tüm ahmakları ve haykır tüm gücünle:

‘Cehennemde para sayma makinesi yok, yok cehennemde hisse senedi; ne susadıkça içeceğiniz kaynar sular için para gerekli ne de acıktıkça yiyeceğiniz zakkumlar için! Emin olun ki hepsi şirketin hediyesi!’[1]

Evet, cehennem yolcusudur para için imanlarını satanların hepsi! Ah, fakat orası varılacak ne kötü yerdir![2] Biraz daha fazla paraya sahip olmak için ruhlarını veren insanları, ne de büyük bir azap beklemektedir.

Ama sen istediğin kadar haykır! Duymazlar; içine düştükleri para hırsı gözlerini kör etmiştir onların, kulaklarını sağır! Hemen saldırıverirler sana, derler ki: ‘Şu bağnaza bakın, şu yobaza bakın, şu modernleşmeden nasibini alamamış hayvana bakın!’ Böyle derler de kahkahalarla gülerler!

Evet, paraya tanrı olarak tapanların en kutsal duasıdır ‘modernleşme’! Ve onlara yetmez günde 24 saat bu duayı zikretmeye!

Para modernleşmeyi emretti; herkes modernleşme yalanına kapılıp, cehalete sürüklendi. Onlara göre modernleşmek, eski olan her şeye savaş açmaktı! İnandıkları tüm değerleri, kirli bir çamaşır gibi çıkarıp atmaktı ve modernleşmeydi giydikleri yeni kıyafetin adı; ah, zavallılar, biz hâlâ kefen deriz oysa süslü bir kıyafet gibi giyindikleri bu günaha!

Modernleşmek, onlar için tüm değerleri yıkmaktı, bir anda yakmaktı yüzlerce yıllık ormanları! Bilemezlerdi ‘1500 yıllık bir çöl kitabı’ diyerek burun kıvırdıkları kitabın tüm evrenin sırrını barındırdığını ve onu anlasalardı, tüm mutluluğa sahip olacaklarını!

Bu yüzden, ilk önce, kendilerine verilmiş en değerli hazineyi tozlu raflara terk ettiler![3] Çünkü modernleşmek dedikleri, dünden bile soyutlamaktı kendini ve 1500 yıllık bir kitap artık onlara ne verebilirdi ki?

Evet, böyle düşündü zavallılar ve onları yoktan yaratana sırtlarını döndüler; ‘ Gözümüzü geleceğe diktik biz, Allah da lazım değil bize, kitabı da, dini de!’, dediler! Oysa şüphesiz lağımdı gözlerini diktikleri yer; gel gör ki onlar bir lağımı gelecek sanacak kadar kördüler!

İnsanlık pazarlamanın esiridir artık! Kim daha iyi pazarlamacıysa, elbette ilk o kazanır!

Neyin pazarlandığı yitirmiştir artık tüm önemini; önemli olan olabildiğince iyi kandırmaktır karşındakini!

Bu pazarlama düzenini ayakta tutanlar en çok düşünenlerden korkar: çünkü pazarladıkları şeylere en çok onlar karşı çıkar!

Düşünenler korkusuzca sorar: ‘ Satılır mı iman? Söyleyin, satılır mı hiç aşk? Bize mutlu bir hayatı vaat eden yalanlarınız, bir damla huzur verebilir mi hiç? Sanıyor musunuz ki, burada kalacak ve unutulacak tüm yaptıklarınız? Sanıyor musunuz ki dürülmeyecek defterleriniz ve sorulmayacak hesap?’

Bu aşağılık düzene durmadan kan pompalayanlar, en çok soru soranlardan korkar ve onlara en çok okuyanlar soru sorar! Bu yüzden ki felsefe ‘oku’ ile başlar!

Ve bu düzenin sahipleri, bu yüzden istemez Allah’ın kitabının okunmasını, istemezler insanların ne düşünmesini ne de zor sorular sormasını!

İlim ölsün ister onlar, iman ölsün, ölsün vicdan ve ölsün aşk! Yalnızca her önüne konulanı, sorgusuz – sualsiz satın alan koyun sürüleri yaşasın!

Evet, paranın yükselişi ile başladı insanlığın çöküşü! Tek amacı olmuştur artık insanlığın, parayı tek tapınılan kılmak! Bu yüzden, önüne her konulanı kabullenen halklar gerek bu düzene; hakka ve adalete inananlar yerine!

Kitleler toplu halde uyuşturulmalıdırlar, boşaltılmalıdır beyinleri ve sersemleştirilmelidirler iyice, kimse soru sormamalı, yalnızca satın almalıdır pazarlananları!

Saçma sapan bir lüks tutkusu ve gözü doymazlık, kanserli bir hücre gibi hızla büyür halkın içinde; artık herkes zengin olma hayalindedir, herkes birbirine parayla hükmetme peşinde!

Bilmezler ilimden öte zenginlik olamayacağını ve bilemezler artık ilmin tek hükmedici olduğunu!
Tüm bu kepazeliğin tek nedenidir bir yalana sevdalanmak! Şu cahillere bak; Tapu İdaresi’nden aldıkları kâğıt parçaları, onları mülk sahibi yapar sanırlar! Oysa mülkün ancak tek sahibi vardır; o da onu yoktan yaratandır!

Gün gelecek, tüm o övündükleri tapuların yalan ve işe yaramaz olduğunu gösterecektir her şeyin mutlak sahibi; bırak onlar değersiz kâğıt parçalarının onlara verdiği sarhoşlukla oyalanıp dursunlar! Evet, Allah’ın mülkünü sahiplendiklerini sananlar, aciz ve küstah kiracılardır ancak! Ve hesap günü geldiğinde, ne tapuları, ne süslü püslü diplomaları ne de banka hesaplarındaki kirli paraları, hiçbir şey ifade etmeyecek artık! Büyük bir öfkeyle dönüp soracak sorgu melekleri onlara:

‘Ey cehaleti yoldaş tutan ahmaklar sürüsü! Yıllar yılı Dünya’da imanı terk ederek, peşinden koştuğunuz o para nerede şimdi?! Hani nerede insanları hor görüp , onları ezmenizi sağlayan o para?! Nerede şimdi tapularınız, hani nerede cehaletinizi kanıtlayan o süslü – püslü diploma?!

Andolsun ki sizler, kendi ellerinizle birinci sınıf cehennem bileti aldınız Kapitalizm gişelerinden! Evet, kolay da olmadı üstelik, para karşılığı ruhunuzu satmak için o gişenin önünde uzun kuyruklara girdiniz!

Ne için peki?! Ne için hebâ ettiniz kendinizi?! Birkaç günlük geçici konfor için mi sattınız ebediyetinizi?!

Hâlbuki sizlere kitap gönderilmişti, Dünya’nın geçeceği ve hesabınızın görüleceği söylenmişti!

Alın, arkadan veriliyor işte kitaplarınız![4] Yolunuzun sonu, elbette acı bir azaptır! Bakın, kahkahalarla gülüyor işte zebaniler halinize, gireceğiniz yer elbette cehennem katıdır!’

Parayı red mi edelim şimdi ?! Yırtıp atalım mı tüm tapuları?! Tüm mal varlığını yok sayıp, tüm teknolojiyi bir kenara bırakarak, dağlara mı çıkalım?!

Hayır, kaçmak kolay olandır! Derdimiz ne parayla olmalı ne de mülkle! Derdimiz herkese ait olan nimetin, adilce paylaşılmasını sağlamak olmalı ancak!

Teknolojiyi terk etmek, ahmaklığın en büyüğüdür! Ancak, eski olan her şeyi silip atmak değildir ki teknolojinin kelime manası! İnsanı bir adım ileriye taşımalıdır modernleşme; kendisini yaratana sırtını dönerek nasıl yürüyebilir ki insan geleceğe?!

En büyük bilgi kaynağı reddedilerek modernleşilemez, olsa olsa hayvanlaşılır! Bilim ancak yaradanı anlamak için bir araç olmalı elimizde! Çünkü yaratılmışlar her nereye baksa O’nu görür, yaratmasındaki mükemmelliği anlar ve böylece yaklaşırlar sonsuz mutluluğa!

Paraya tapanlar ise, gerçek bilgiye, yani her şeyi yaradanın bizlere sunduğu o yüce armağana, her şeyden çok düşmandırlar! Çünkü o kitabı okuyanlar asla göz yumamazlar bu insafsızlığa! İşte sırf bu yüzden var gücümüzle sarılmalıyız Allah’ın kitabına! »


1 Bkz Vakıâ / 51 – 56 . “Sonra siz ey sapıklar, yalancılar! Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz. Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.  İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!”
2 Bkz. Bakara / 206. “Böylesine "Allah'tan kork!" denilince benlik ve gurur kendisini günaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir!”
3 Bkz. Furkan / 30. “Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.”
4 Bkz. İnşikak / 7 – 13 . “Kimin kitabı sağından verilirse, kolay bir hesapla hesaba çekilecek; ve sevinçli olarak ailesine dönecektir. Kimin de kitabı arkasından verilirse, derhal yok olmayı isteyecek, ve alevli ateşe girecektir.Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı.”