Radikal’in Ardından Türk Medyası

Radikal henüz internetin hayatımın tam merkezine oturmadığı zamanlarda klasik gazetecilik anlayışına bir farklılık getirmek için kurulduğunda kimse fazla yaşamasına ihtimal vermiyordu. Elbette arkasındaki Doğan Medyasının patronaj desteği kadar gazetecilik için gerekli tüm ekipmanlara ve lojistik desteğe sahip olmasının etkisini kimse yadsımıyordu ama “Zarar eden gazete kapatılır!” düşüncesi hakimdi.

Radikal mevcut durumda magazinsel haberciliği küçümseyen fakat Cumhuriyet dışında alternatif bulamayan gençliği hedefine koymuştu. Cumhuriyet biraz fazla “Resmi Gazete” gibiydi. Özellikle üniversite öğrencilerini cezb etmekten uzak fazla ciddiyete Radikal renkli ve fakat entellektüel seviyesi hayli yüksek yayıncılık politikası ile meydan okudu ve bu gençleri kendi tarafına çekmeyi başardı.

Çok fazla haber patlatabilme becerisine sahip olmasa da ajanslardan gelen haberleri işleyiş biçimi, köşe yazarları ve ekleri ile ciddi bir fark yaratmayı başardı. Yani haberleri adı gibi radikal vermiyordu ama Türk medyasında o güne kadar görülmemiş cidden radikal işlere imza atmayı da ihmal etmiyordu.

Bu hamlelerden en önemlisi her Cuma günü Radikal’in satışını resmen patlatan, bayilerde bulunamaz hale getiren Radikal Kitap ekiydi. O güne kadar kitap okurlarını yönlendirebilen tek kaynak Perşembe günleri yayımlanan Cumhuriyet Kitap ekiydi ve o da ana gazeteden farksız, fazlasıyla soğuk ve muhafazakar bir çizgide yayın yapıyordu. Edebiyat eserleri adeta yerin dibine sokuluyor, 1950’lerin edebiyat eserleri yere göğe sığdırılamıyor, adeta komedi türünde harika bir tiyatro sahneleniyordu.

Radikal Kitap işte bu trajikomik tabloyu tek başına yıktı. Hazırlanan bu ek o kadar başarılıydı ki Türkiye’deki kitap satış rakamlarını tek başına arttırabilmiş, yepyeni yazarlar, yepyeni bir edebiyat doğurmuştu.

Kitap yazmayı amaçlayan hevesli bir genç yazarken motivasyonumu her kaybettiğimde, her “Başaramayacağım!” dediğimde beni cehennemin dibindeki o kör kuyudan çıkartıp “Evet! İyi bir yazar olacaksın!” diyen çalışma masamın üzerinde tomarla duran, her hafta aralıksız satın alınarak en ufak satırına kadar okunmuş Radikal Kitap ekleriydi.

Özellikle İsmet Berkan’ın Genel Yayın Yönetmenliği döneminde en harika dönemini yaşayan Radikal, böylesi entellektüel ve böylesi zihinsel açık görüşlülüğe sahip bir yönetim anlayışından Eyüp CAN’ın yönetimine geçtiğinde ne hikmetse memleketin en iyi yazarı Elif ŞAFAK haline geldi. Elbette Radikal Kitap da bitti. Eski Radikal’den eser de kalmadı!

Senelerdir sadece internetten takip ettiğim Radikal 21 Haziran 2014 tarihinde son baskısını yaparak sadece dijital yayıncılığa geçeceğini duyurdu fakat iş burada bitmedi. İlk başta sadece “Kağıda boşa basıyoruz, alan yok!” denilerek gereksiz bir masraftan kurtulup bildiğimiz Radikal olarak yayın hayatına devam edeceğini lanse etmesine rağmen önce Cüneyt ÖZDEMİR, sonra Pınar ÖĞÜNÇ gibi ağır topların işine son verildi, sırada tüm süreci özetledikten sonra “Yolcudur Abbas…” diyerek kendi blogundan sitem eden Serdar KUZULOĞLU var gibi gözüküyor.

Radikal’i diğerlerinden ayıran temel faktör içindeki üstün yetenek ve zeka sahibi yazarlar, gazeteciler ve alanlarında aşırı uzman diğer ekip üyeleridir. Yoksa şu haliyle sadece DHA’dan gelen haberlerin başlıklarını değiştirerek internet yayıncılığını sürdürme gayreti dışında Radikal’den eser kalmayacak gibi gözüküyor.

Peki, bundan sonra kim edebiyatı, kültür ve sanatı hatta ve hatta mizahı bu kadar destekleyecek? Bu kadar aydın köşe yazarı tüm görüş ve düşüncelerini hangi mecra üzerinden okurlara ulaştıracak ve yarınlara değer bırakacak?

Bu ülkenin üst seviye yayıncılık yapan Radikal’e ihtiyacı olduğu ve bunun basit bir patronaj kararından çok daha fazlasına yol açtığı gerçeğini kabullenmek zorundayız.

Türk medyası için aslında bu büyük bir fırsatı da beraberinde getiriyor. Karşısında Radikal gibi güçlü bir rakip varken diğer basılı kaynaklar kültür sanat yayıncılığında aktif rol alamıyor hatta verdikleri emeklerin karşılığını alamadıkları için mevcut işlerinden bile oluyorlardı. Radikal’in bıraktığı bu boşluğu doldurmaya kalkan yayınlar bu işten karlı çıkacaklar ancak beni endişelendiren hiç kimsenin buna kalkışacak kadar radikal bir karar vermemesi ve Türk insanının adeta muhtaç olduğu bu yayıncılığa istese de ulaşamayacak olması.

Rahmi VİDİNLİOĞLU / 22.06.2014