Basın Muhaliflere mi Özgür?

Basın Özgürlüğü denilen bir kavram var. Bu kavrama göre isteyen herkes düşüncesini istediği gibi yansıtıp dile getirebilmeli ve kendi savunduğu düşünceleri hem açıklama hem de yayma hakkına sahip olabilmelidir.

Buraya kadar bir sıkıntı yok. Peki, kendisine halen Türkiye'nin en prestijli gazetesi olma özelliğinden pek birşey kaybetmemiş olmakla birlikte en önemli sosyokültürel seviyeye kendisini satın aldırmayı başaran Hürriyet'in en harikulade köşesinde ayrılan bir karış alanın gücüne sığınarak eline geçen her fırsatta hükümete saldıran Yılmaz ÖZDİL bunu Basın Özgürlüğü sınırları içerisinde mi gerçekleştiriyor yoksa muhalif olduğunun bilinmesini bir kenara bırakalım kendisine bir süreliğine tahsis edilmiş olan köşesinden resmen hangi belediye başkan adayına oy vereceğini açıklayıp okuyucularını da aynı adaya ve dolayısıyla partiye oy vermeye davet eden bu yazar köşesini hem kendi hem de savunduğu siyasi partinin emellerine göre mi kullanıyor?

Bir başka gazetede bir köşe yazarı hükümeti ve başbakanı haklı gösteren bir yazı kaleme almayagörsün hemen oklar üzerine çevrilip "Yalaka, koyun, avantacı, ihale takipçisi" yaftalarıyla itibarsızlaştırılırken her nedense muhalif cephenin en önde bayrak taşıyanı Yılmaz ÖZDİL her gün ara vermeden hiç bıkmadan usanmadan hem Recep Tayyip ERDOĞAN'ın bizzat şahsına, hem yüce milletten emanet alınmış hükümet görevine hem de Ak Parti'ye hakarete varan karalamalar ile saldırırken kimsenin kendisini hedefe koyduğu yok.

Son günlerde Yılmaz ÖZDİL hem Enerji Bakanı Taner YILDIZ hem de ardından bizzat Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından en ağır eleştirilere tabi tutulduysa ve önce istifa etmesi gerektiği kendisine hatırlatılıp ardından buna yanaşmayacağını beyan edince de patronuna "Bunu barındırma!" denilmişse bu Yılmaz ÖZDİL'in ilk günden beri hasmane bir tavırla yazdığı yazılara tahammülsüzlükten değil, Soma gibi çok büyük bir faciada daha arama kurtarma çalışmaları devam ederken, tüm ülkede milli yas tutulurken ve cenazeler dahi kaldırılamamışken çıkıp bir televizyon kanalında "Bu işçiler Ak Parti'ye oy verdikleri için ölmeleri müstehaktır" şeklinde yaptığı ölçüsüz açıklama sebebiyledir.

Bu kadar ağır bir açıklama her ne ideolojiye sahip olursa olsun tüm Türk halkını en başta da Yılmaz ÖZDİL'in bizzat kendi takipçi kitlesinin kanını dondurmuş ve çok büyük bir infiale sebep olmuştur. Bazılarının iddia etmeye çalıştıkları gibi Yılmaz ÖZDİL hükümeti eleştirmesine izin verilmeyerek Basın Özgürlüğü sağlanmadığı için değil bizzat insanlık dışı kabul edilen bu hatalı beyanı yüzünden medyadan el çektirilmek isteniyor.

Yılmaz ÖZDİL, kendisiyle asla aynı görüşleri paylaşmıyor olmama rağmen, kalemi kıvrak, ironisi güçlü, bilgili bir yazar olsa da, hatta ve hatta köşe yazısı okuma alışkanlığı olmayan yüzbinlerce gence her sabah CHP'li arkadaşları tarafından paylaşılan günlük yazıları ile köşe yazısı okuma alışkanlığı kazandırmış olsa da yaptığı açıklama artık partizanlığı insanlığa tercih edebilecek kadar gözlerinin kör olduğunu ve içinde biriken zehiri etrafa daha fazla saçmaması gerektiğini ortaya koymaya yetiyor da artıyor bile.

Şimdi her onurlu yazar gibi, hatasını kabul edip, öyle beylik bir şekilde çıkıp "Biz sadece zeybek oynarken diz çökeriz..." ajitasyonlarına falan sığınmadan tıpkı yıllar önce Sabah'dan ayrılırken yazdığı gibi dört satır yazıp veda etmelidir.

Seni özlemeyeceğim Yılmaz ÖZDİL! Ayrıca bu ülkede Basın Özgürlüğü'nün 12 senedir var olmasının en büyük kanıtı bugün hala o gazeteye yazdığın yazının basılabilmesidir. Basın sadece sizlere, sizin gibi düşünenlere değil herkese özgür.

Rahmi VİDİNLİOĞLU / 21.05.2014