Bir Halk Uyanıyor

Senelerdir her yapılana sessiz kalan ve tepkisini değil kitleler halinde bireysel olarak bile gösteremeyen bir halk 31 Mayıs 2013 günü “Artık yeter ama…” diyerek spontane bir ayaklanma başlattı.

Hükümetin halkı umursamayan uygulamaları kötü bir tevâfuk neticesinde arka arkaya dizilince bir anda ne olduysa bugüne kadar apolitik takılan, herhangi bir siyasi görüşe sempati dahi duymayan ve çoğu ömrü boyunca hiç oy kullanmamış yaşta olan kocaman bir kitle sokaklara dökülerek “Hükümeti devirmeye” kalkıştı.

Sonuç şaşırtıcı olmadı haklı yasal ve sessiz taleplere bile kulak asmayan hükümet Polis gücüyle direnişi bastırmaya kalktı. Bu durum direnişi durdurmak bir yana lokalize bir merkezden koparıp “Siz kime vuruyorsunuz lan?!” tepkisine yol açarak tüm ülke sathına yayıldı.

Bugüne kadar jop yiyen, biber gazı yiyen hep bir tarafa mensuptu! Ya sendikacıydılar, işçi olmayanlar “Bana ne!” dedi, ya bir siyasi görüştendiler onu benimsemeyenler umursamadı, bazı zamanlar holigandılar taraftardılar ve o takımı tutmayanların ilgisini çekmedi bu durum.

Bu kez ise direnenler hiçbir yere mensup değildi! Halktı!

Hükümet yüzyıllardır uyuyan bir halkı güzellik uykusundan biber gazı sıkarak uyandırdı!

Taksim protestoları sonrası boş biber gazı kovanları

Günaydın Türkiye’m arabayı sürecek başka şöför yok!

Halk uyandı uyanmasına da ne yazık ki çok ama çok uzun süren bu güzellik uykusundan kalktığında gözleri hala mahmur ve gördüğü uzun rüyanın etkisinden de kolay kurtulacakmış gibi durmuyor.

Siyaset hakkında bilgi sahibi olmayan, işlerin nasıl yürüdüğünü, bir hükümetin öyle langadanak devrilemeyeceğini ve işin daha fenası devrilirse tüm halkın bu devrilen hükümetin enkazı altında kalıp can çekişeceğini idrak etmekten çok uzak direnişçiler sokaklarda biber gazına maruz kaladursun, tüm bu öfkeyi pozitif bir ideolojiye çevirecek bir “lider” yok bu ülkede.

Olayın en can alıcı noktası tam da burada! Hükümeti bunca zamandır bulunduğu konumda tutan sadece kendi destekçileri değil aynı zamanda alternatifsizliğidir. Kitleleri anlayan, onlara hak ettikleri değeri veren, empati yaparak sakinleştirebilen ve her şeyden önemlisi de umut verebilen bir siyasi oluşumun mevcut olmaması hükümetin bu kadar pervasızca istediği her konuda istediği kararı vermesini sağlıyor.

Gençten çocuklar ellerinde sprey boyalar graffiti kasarken Taksim sokaklarında “Peki, ya sonra?!” diye sormuyor, soramıyor. “Tayyip istifa!” sloganları ile tüm ülkenin meydanları inlerken hakikaten istifa gelmiş olsa ülkenin ne hale geleceği hakkında hiç kimsenin en ufak bir fikri dahi bulunmuyor!

Şans sadece hazırlıklı olanlara yardım eder!

Muhteşem bir tepki silsilesi tüm halkı hiçbir sınıf ve taraf gözetmeksizin bir araya getirerek sokaklara dökmeyi başardı. Ama buraya kadar! Buradan sonrası için örgütlü ve sistematik bir direnişe, politik argümanlar geliştirmeye ve bugün değilse bile ilk seçimlere kadar düzgün ve düzenli bir siyasi faaliyet çatısı altında toplanmak gerekiyor. Aksi halde 31 Mayıs tarihe sadece “Marjinal gruplar sokağa dökülüp biber gazlarını yediler. Evlerine döndüler” olarak yazılacak olup bundan sonraki senelerde hiçbir saatli maarif takviminin “Tarihte bügün” bölümünde “Türk halkının uyanışı başladı!”  cümlesi yer alamayacaktır.

 

 

Rahmi VİDİNLİOĞLU / 02.06.2013 / İSTANBUL