Katlanılmaz Bir Adam Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

 

Nasıl bir adam olduğunun önemi vardır; özellikle de katlanılmaz bir adamsan! “Bir kadının sana katlanamayacağı kadar ne olabilir?” diye düşünürken titreyen parmaklarınla zar zor açarsın bir Pazar sabahı bira kutusunu. Apaçık ortada kalırsın! Düşünmemeye çalıştığın o devasa korkunç gerçekle yüzleşmek için feci halde alkolsüzsündür.

Hani bazı gerçekler ile sadece çok sarhoşken baş edebilirsin, hani seni yoran, üzen ve yıpratan her düşünce ile ancak uyurken baş edebileceğin için bunların hepsi ile rüyanda hesaplaşırsın ya; burada öyle olmadı! Apaçık alkolsüz yakalandım!

Etraftaki tüm adamların belli bir standardı var herhalde ki “Buna katlanacak kadın yok!” diye apaçık bir cümle rahatlıkla kurulabiliyor.

Hangi standartlara uymadığımı nereden öğrenebileceğimi açıklayan bir kitap ya da videolu eğitim seti bilmiyorum. Kime göre katlanılmaz, kime göre dayanılmaz olduğumu da bilmiyorum. Bunu belirleyen şartların ne olduğu hakkında da gerçekten bir fikrim yok!

 

Evet, belki de benim haberim olmasa da belki böyle standartlar vardır. Tıpkı çoğumuzun yasal olarak suç olduğunu bilmediğimiz bir sürü konunun mevcut olmasına benzer şekilde benim standartlardan haberimin olmaması o standarda uygun davranmıyor oluşum için gerekçe sayılmıyor olabilir.

Katlanılmaz bir adam olmak için neler yaptım?

Tüm yaşıtım çocuklar futbol oynarken ben kitap okuyor, bildiğin şiir falan yazıyordum. Maç seyretmeye başlamam 24 yaşımı geçtiği için hala ofsaytın ne olduğunu karıştırıyorum.

Her zaman kaliteli bir adam olmak için çaba harcadım. Farklılaşmak, kalıpların dışına çıkmak için çok çaba sarf ettim. Herkesin okuduğu kitapları dahi okumuyor, bambaşka alanlarda okuma faaliyetimi yürütüyordum.

Kadınlara karşı tamamen ruhsuz ve duygusuz davranan hemcinslerime kıyasla bir kadını her zaman anlamaya çalışıyor ve kadını anlayamasam dahi en azından anlıyormuş gibi davranmaya gayret gösteriyordum.

Şiir yazarken dahi yapılmamışı yapmaya, yepyeni ve eşi benzeri görülmemiş bir tarz yaratmaya çalıştım. Benim şiirlerimi okuyan kadınlar ayılıp bayılırken hemcinslerim benim yazdığım şiiri SMS ile o kadınlara göndermekten bile acizdiler. Olsundu! Onlar katlanılır adamlardı!

İki lafı bir araya getirecek kabiliyete dahi sahip olmayan adamlar katlanılırdı ancak saatlerce nefes bile almadan aralıksız brifing verebiliyor olmam benim hayatımda başarılı olmamı maalesef sağlamadı!

Kendi egolarından başka bir kanalize noktası olmayan ve kadını sadece bir “keyif objesi” olarak gören adamlar oldukça katlanılırdı ancak ben bir kadının mutlu edilebilmesini en büyük asalet olarak düşünüyor ve hep böyle davranıyordum. Bu yüzden hiçbir kadının katlanamayacağı bir adam haline geldim!

Bana binlerce kadın mail atıp “Ben aşkı böyle anlatabilen bir adam görmedim!” derken, bu nasıl bir istatistik bilimi ise artık katlanılması imkânsız olan adam ben oldum!

Aşkı kimsenin başaramadığı kadar iyi anlatabilmek, kadının ruhunu okşayabilecek kadar iyi yazıyor olmak, çok zeki olup inanılmaz çözümlemeler yapabilmek, hırslı ve güçlü olmak ya da her ne ise artık hiçbiri beni bundan kurtarmaya yetmedi!

Standartlardan ayrılmamak gerektiğini görmek için daha ne kadar direnebileceğimi bilmiyorum! Sürüden ayrılanı kurt kapıyor!

02.12.‎2012 ‎Pazar, ‏‎14:40